DabakSığır, manda, koyun, keçi, domuz, deve ve yabani çift tırnaklı hayvanlarda görülen viral bir hastalıktır. Şap hastalığının yerel adı.
DadahKimi zaman süt, kimi zaman su ile de yapılan ekmek, yağ, bisküvi ve başka yararlı gıda ve sebzelerin karışımı ile yapılan bebek yiyeceği.
DadaşMeşhur Erzurum erkek ünvanı, mert, cesur, vatansever, sözüne güvenilir erkek. Ağabey manasına da kullanılır.
DaddaralillimTahteravalli den mülhem, Daddaralli, salınımlı, gayri ciddi, güvenilmez, gelip geçici iş, söz, davranış ya da basit eşyaların tanımı için kullanılan yergi ifadesi.
Daggıç -TaggıçAlnın tam ortası. Alnının takgıcına vurmak ve ya alnın takgıcıyla vurmak.
DalahsızKorkak, güvenilmez, sözünde durmaz anlamına gelir.
Dalda etmekGölge etmek, bir başka manada koruyup kollamak, sahip çıkmak.
Daldala vermekBirlikte davranmak, omuz omuza vermek gibi, genellikle kavga sırasında arkadan gelecek tehlikeler için birbirini kollamak.
DaldalamakGölgesinde tutmak, Korumak.
Dalına BasmahGenellikle söz ya da hareketle insanın hassas noktasına dokunmak, kışkırtmak.
Damcı - Damci - DamçiTavandan damlayan damla.
Danadoloğ - DanadoluğBasit ve serkeş genç toplulukları hafife almak için kullanılan yerel ifade.
DarabaDükkân kepengi, tahta perde, tahta bölme, tahta parmaklık.
DardüllükDar ve uzun, dar ve uzun ama çirkin biçimde de daralarak sarıp uzamış.
DartılafısTahteravallinin daha basit bir anlamda argo biçiminde söylenmiş hali.
DavarKoyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanlara ve bunların sürüsüne verilen ad. Erzurumda daha çok koyun sürüsüne verilen ad. Bazı hallerde düşünmeyen ve cahilce davranan kişiler için hafifseme anlamında da kullanılır.
DavarcıhDağarcık kelimesinden mülhem, çobanların iş başındayken karınlarını doyurmak için gereken yiyecekleri koydukları keçe ve ya yünden omuzluklu torba.
Davunun KökiTaun kelimesinden mülhem, veba benzeri hastalık. Bir ilenme sözü ve beddua biçiminde de söylenir.
Day Durmak - Dayday Durmak - Tay DurmakYeni ayakta durmaya başlamak.
Debertmek - DepretmekYerinden oynatmak, karıp karıştırmak, kıpırdatmak.
Defe koymak - Tefe koymakBir sözü orada burada söyleyip durmak, bir söz, hareket ya da durumun dedikodusunu yapmak.
Degenek (deynek)Ağaçtan dalından yontulmuş, elde taşınan uzun, kısa, kalın ya da ince çubuk.
DehreOdun kesmek için kullanılan uç kısmı kıvrık demir araç. El satırı ve nacak olarak ta kullanılır.
Dellelemdeşt - Tellelemteşt etmekHerkese duyurmak, Elaleme duyurmak. Duymayan kalmamışçasına duyurmak.
DevamsızDüşüncesiz, aklına geleni söyleyen, sözünün yerini bilmeyen.
DevatDavet kelimesinin yerel söyleme biçimi, davet etmek.
Deyin- Deyın - Sabağa deyınSabaha doğru, sabaha kadar
DibizotDepozito, yerel söyleyiş.
Digir digirİç Anadolu söyleminde bezelye tanesi anlamına gelen kelime, Erzurumda tane, tane, en küçük parçaya ayrılmış anlamında kullanılır. Digir digir olmak gibi…
Dikineİnadına, bildiği gibi, alttan almaktan uzak biçimde konuşma ya da davranma.
DilazarlıkDil ile kavga etmek, biribirine karşı söylenip durmak.
DildibeğiHabir konuşan, çokça konuşan, biteviye konuşan. Özellikle çokça ve tatlı tatlı konuşan çocuklar için sevimlilik ifadesi olarak da kullanılır.
Diline virt etmekDiline dolamak, hep aynı şeyi söyleyip durmak.
DillemekKandırmak, kafaya almaya çalışmak.
DindonŞaşkınlığından ve olup bitenlerden ne yapacağını bilmemek.
Dini GollikGollik benzetmesi genel olarak kısa, bazı hallerde de zayıf manasına gelir. Dini Gollik, zayıf dinli, dini bilgisi ve dine karşı tavrı, bağlılığı kısa ve zayıf anlamında kullanılır.