MalğataMaksatlı biçimde kuru gürültü çıkarmak, Kaba gürültü.
MangıldamakManda gibi ses çıkarmak. Kaba kaba bağırmak, seslenmek.
Mayene- MeeyeneMuayene, Tedavi
MazanniGeçmişi ve şimdisi itibariyle kuşukulu halleri olan, şüphe duyulan, güven vermeyen.
Maşapa - MarşapaMaşraba, Maşrapa, ne küçük ne de büyük, demir, ahşap ya da naylondan su kabı.
Ma’aggah –MaggahMuhakkak, Kesinlikle
Ma’asara- MahasaraMuhasara, Kuşatma
MehnetliMihnetli, lüzumsuzca bir bedele mal olan. Minnet – Mihnet kökeninden.
Mejma – MejmaaMecmua, Dergi
Mejma – MejmaaMecmua, Dergi
MireAşık oyununda aşığı düz olan yüzeyi.
MitilYorgan, yorganın genellikle iyice çırpılıp tarazlanarak yayılıp dokunmuş iç kısmı.
ModullamakBüyükbaş hayvanları dürtmek için kullanılan ucu sivriltilmiş değenek parçası ile dürtmekten mülhem, kışkırtmak, uyandırmak, rahatsız etmek…
Mozig - MozikYeni gelişmeye başlamış, epeyce gelişmiş, danalık zamanını yaşayan sığır.
MugallitTaklid eden kökeninden, neşeli ve şakacı kişi.
Mup DurmahBir nevi dimdik durmak, askerlikteki ‘hazır ol…’ duruşuna , ‘esas duruşa nazire yapan dik durma biçimi.
Mökgem –MökkemMuhkem kökünden, Sağlam, kuvvetli.
Müzüge- MüzügaMızıka, Çalgı
Mıhat Olmah, Muhat OlmahSahip Çıkmak, Korumak.
Mıllıhci – MıllıhçıDalkavuk, yaranmaya çalışan, bir diğer Erzurum sözü İle ‘omo’ luk eden.
MıncımakEkşiyip, kabarmak, bayatlamak, kokmaya başlamak. Bir yerde lüzumundan fazla kalanlar – oyalananlar içinde kullanılmıştır.
MıratMurat, Emel, Hedef, Gaye, Heves
MırdarMurdar kökeninden, Pis.
MırtlamakLüzumsuz yere aniden ve münasebetsiz biçimde kısaca konuşmak.
MısmarGenellikle dış ya da iç kısımlarda büyük kütükleri ya da ağaç kapı, söve, kapak vs. yi tutturmak için kullanılan büyük başlı, uzun ve kalın çivi. Sağlamca yapmak anlamında ‘Mısmarlamak…’ gibi…
MıtırıfCimri, Eli cebine gitmeyen, nekes.
NahırHayvan sürüsü, hayvan topluluğu
NancaNe kadar. ‘Bu nanca şeker…’ gibi, çokluk ya da azlık ifade eden miktar betimlemesi.
Nemhor-Nemkor- NankorNankör, kıymet bilmeyen.
Neydeh- NeydahNe yapalım, Ne Edelim
Nicoldi- NicolmuşNereye gitti, Hani nerede
Nıhız - NıhısCimri, Pinti.
Ohi – Ohu – OhumahOku, okumak. Ayrıca avusunlamak / efsunlamak, esenlik, başarı, emniyet ve korunmak için ayet okumak anlamında da kullanılır